Kez,Kez >

Potala nın tılsımlı simgeleri hayatıma yeni bir pencere açtı Google

Canan Çelik öğrenim için annesi ve kardeşiyle İstanbul’dan Londra’ya gittiğinde 14 yaşındaydı. 19 yaşında Viyana’ya geçip, Modeschule-Hetzendorf’ta Tekstil tasarımı öğrencisi oldu. Dünyayı keşfetme fırsatını çocukluğunda yakaladığını, şanslı olduğunu düşünebilirsiniz. Oysa, gerçek tahmininizden biraz farklı. Seyahat hayali kurmaktan, seyyahlığa geçiş için tam 25 yıl beklemesi, iki kez hayatın kıyısına gelmesi gerekti.“Londra’da çok sayıda Hintli yaşıyordu. Kadınlarının rengarenk giysileri ilgimi çeker, Hindistan’a gitmeyi hayal ederdim. Tekstil öğrenimi renk merakımı daha da artırdı. Renklerin günlük hayatta özgürce kullanıldığı ülkeleri, kültürleri merak ediyordum. Ancak bütçem seyahate çıkamayacak kadar kısıtlıydı. kitap alıyor, bitpazarlarını dolaşıp Çin, Tibet, Peru kültürünü yansıtan otantik objeler topluyordum. Türkiye’ye döndüğümde iş hayatının yoğun temposuna teslim oldum. Önce tasarımcılık yaptım. Ardından ihracata yöneldim. Uzun yıllar günde 16 saat çalıştım. Yurtdışına çok sık yolculuk yaptığım halde, zamanım tekstil fuarlarında geçiyordu…”İLK YOLCULUK BALİ ADASI’NA1990’larda üst üste gelen ekonomik krizler, yaşadığı yoğun Stres Çelik’in sağlığında kalıcı izler bıraktı. Birkaç yıl arayla iki ağır hastalık kapısını çaldı. Zorlu bir tedavi sürecinden geçti.“Hastalanıp, işlerimi tasfiye edince ilk kez gelecekle ilgili hayallerimi, hayatta gerçekten yapmak istediklerimi düşünecek zaman bulabildim. Yıllardır Hindistan’ı, Bali’yi görmek isterim, birikmiş param var, şu işe bak, göremeden gidiyorum, diye düşündüm. İyileşince çıkacağım gezilerin hayalini kurmaya başladım. Uzun bir liste hazırladım.” Avrupa ve Amerika’yı işgezileri sırasında görmüştü. Doğu’yu, “etnik kültürlerin Müze raflarında durmadığı, yaşadığı” ülkeleri merak ediyordu. Seyahatlerine Hindistan’dan başlayacaktı. Kime bahsetse bu arzusundan, “Çok fakir, pis, aman sakın gitme pişman olursun” cevabını alınca rotasını değiştirdi. 1996’da Bali’ye gitti. “Doğayla uyum içinde yaşayan, sabah uyandıkları için şükretmeye başlayan, daha sonra gün içinde karşılaştıkları her olay için şükreden, otomobilin motoru çalıştığında bile mutlu olan insanlarla karşılaşmak beni çok etkiledi. Güneşin doğuşuna şükretmemiştim hiç. Hayatım bardağın boş tarafına bakmakla geçmişti. Dolu tarafına bakmasını bu geziden sonra öğrendim.”Gezgin merakı bilenerek döndü bu seyahatten. Sonraki yıllarda Keşif turları birbirini izledi. 1975’te aldığı bir kitapla ilgi alanına giren Borabodur Tapınağı’nı görmek için Java Adası’na, orangutanların doğal yaşamına tanık olmak için Sumatra’ya gitti. Kuzey Afrika ülkelerini gezdi, Güney Afrika’yı gördü. “Nepal yolculuğu sırasında renkler ve mistisizmden etkilendiğimi gören gezi arkadaşlarım, mutlaka Hindistan’ı görmelisin, dedi. Temizlik endişemi anlattım. 75 yaşında bir hanım, elinde iyileştiremediği bir yarayla Hindistan’a gittiğini, Varanasi’deki bir yaşlı bilgenin bir damla sıvı damlatarak iyileştirdiğini anlattı…”Çelik’in bir sonraki hedefi belli olmuştu. Varanasi’de ölü yakma ritüellerini izledi, gördüklerini sorguladı: “Mezarlıkların yakınından geçmeye bile korkardım. Avusturya’dayken, ölünün arkasından dostlarının yemekte buluşmasını, hoş anılar anlatmasını çok tuhaf bulurdum, tepki duyardım. Ölüm bir kayıptı, yas tutulmalıydı. Oysa, Varanasi’de şarkılar söyleyerek yakılıyordu ölüler. Aile üyeleri mutlu görünüyor, ağlamıyordu. Çünkü Hindistan’ta her ölüm yeni bir hayata başlangıçtı. Batı’daki ölüm korkusu, Doğu’da reenkarnasyon inancıyla aşılmıştı. Bu sayede şiddetli yoksulluğa, yoksunluğa karşın mutluydular, yüzlerinden tebessüm eksik olmuyordu.”TİBET’TE Çin SÜRPRİZİ Çelik, Tibet’e gitmeye 1990’ların sonunda karar vermişti. Zehra Güngör’ün Milliyet’te yayımlanan Dalai Lama röportajıydı ilk kıvılcımı çakan. Güngör’le buluşup konuştu, izlenimlerini öğrendi. Ardından “Tibet’te Yedi Yıl”ı izledi. “Potala Sarayı’nın temel kazılarında Budistler buldukları her solucanı özenle inşaat sahası dışına çıkarıyor, toprağa bırakıyordu. Bu duyarlılıktan çok etkilendim. Tibet’i ve bu tapınağı mutlaka görmeliydim.” Ancak Çin engelini aşmak kolay değildi. ABD üstünden gitmeyi denedi, uygun sezonu yakalayamadı. Butik çalışan, kültür turlarında uzmanlaşan bir Türk acentesine başvurdu. “Üç yıldır gereken izinleri almak için uğraşıyoruz” cevabını aldı. Aradan birkaç ay geçtikten sonra firmanın beklediği izin çıktı. 1999 sonbaharında Nepal, Butan, Tibet rotasında yola koyuldular.“Tibet’i kavramak için bu rotayı izlemek gerekiyordu. Nepal ve Butan’da hayatımda ilk kez bulutların üstüne çıktım. Öyle bir enerji yüklendim ki, 800 metre yüksekliğindeki bir dağın başındaki Taktsang Manastırı’na yürürken, her gün Spor yapan, kondüsyonu çok iyi bir arkadaşı geçip, ayağımın altında paten varmış gibi zirveye ulaştım. Yüksek irtifadaki Yaşam pratikleri çok ilginçti. Ancak Nepal’in her köşesi hippi doluydu, turistikleşmişti. Zorlukla girdiğimiz Butan, bakir bir ülkeydi. Sarp tepelerdeki tapınaklarda Din adamları dev trompetler üflüyordu. Sessizliğin içinden bu trompetleri her duyduğumda ruhumun bedenimden ayrıldığını hissettim.”Çelik, Tibet’in Lhasa kentine vardığında ise büyüleyici izlenimlerin yerini şok duygusu aldı. Çin işgali, Tibet ruhunu şehirden silmişti. Neyse ki Potala Sarayı’nda aradığından fazlasını bulacaktı: “Uzaktan ilk bakışta haşmetiyle beni çarptı. Yolda karşılaştığımız Tibetliler, arınmak için kilometrelerce öteden geliyordu. Bir ellerinde çaydanlığa konulmuş yak yağı vardı. Geçmişin tapınağı, bugünün müzesi bağış olarak sadece bunu kabul ediyordu çünkü. Diğer ellerinde ise yürürken döndürdükleri dua çemberleri. Her çevirişte duaların havaya savrulduğuna, evrene iyilik saçıldığına inanıyorlardı. 13 katlı, bin odalı, 10 bin ayazmalı yapının görkemi çok etkileyiciydi. Zirveye ulaştığımda çatıdaki semboller dikkatimi çekti. Çevreye daha dikkatli baktığımda, çatılara çakılan motifli pilileri, yüzlerce sembolü, kötülükleri uzaklaştıran bayrakları fark ettim. İstanbul’a dönüşte Tibet simgeleri, tılsımları, renklerinin anlamlarını araştırmaya, bu konuda kaynak toplamaya başladım. Kırmızı mutluluğun, sarı neşenin rengi olarak girdi hayatıma. İnatçılığı unutup, hayatı akışına bırakmanın daha doğru olduğu fikrini benimsedim. Olumlu düşünerek, sorunların çözümüne katkıda bulunabileceğini gördüm. Mükemmelliyetçiliğimden vazgeçtim…”Tibet’te karşılaştığı yılan figürü, yani sonsuz yaşam ve Aşk sembolü üzerine okuma serüveni, birkaç yıl sonra Canan Çelik’in yaşamında yeni bir kapı açtı. Seramik çalışmaya, heykelcikler yapmaya başladı. Tibet ve Uzakdoğu tılsımları, Anadolu’nun kadın tanrıçaları, heykelcik serilerine dönüştü. Bu heykelcikleri açtığı web sayfasında (www.canancelik.com) sergiliyor. Bu arada seyahatlerini sürdürüyor. “Ekonomik kriz nedeniyle hedeflerimi küçültsem de gezilere devam ediyorum. İlk fırsatta Kamboçya’da Angkhor’u, Peru ve Guatemala’yı görmek istiyorum. Sonra Batı uygarlığına dönüp St. Petersburg ve İskandinav ülkelerine gideceğim” diyor.
Potala’nın tılsımlı simgeleri hayatıma yeni bir pencere açtı

ay tılsımıseferihisar zümrüt evleri yol tarifitaktsang neredetibet tilsimtibet tılsımıtılsım simgeleriuzakdoğu tılsımlarızümrüt evler izmir tatilzümrüt evleri izmirrenklerin tılsımı

Potala’nın tılsımlı simgeleri hayatıma yeni bir pencere açtı Google

Canan Çelik öğrenim için annesi ve kardeşiyle İstanbul’dan Londra’ya gittiğinde 14 yaşındaydı. 19 yaşında Viyana’ya geçip, Modeschule-Hetzendorf’ta Tekstil tasarımı öğrencisi oldu. Dünyayı keşfetme fırsatını çocukluğunda yakaladığını, şanslı olduğunu düşünebilirsiniz. Oysa, gerçek tahmininizden biraz farklı. Seyahat hayali kurmaktan, seyyahlığa geçiş için tam 25 yıl beklemesi, iki kez hayatın kıyısına gelmesi gerekti.“Londra’da çok sayıda Hintli yaşıyordu. Kadınlarının rengarenk giysileri ilgimi çeker, Hindistan’a gitmeyi hayal ederdim. Tekstil öğrenimi renk merakımı daha da artırdı. Renklerin günlük hayatta özgürce kullanıldığı ülkeleri, kültürleri merak ediyordum. Ancak bütçem seyahate çıkamayacak kadar kısıtlıydı. kitap alıyor, bitpazarlarını dolaşıp Çin, Tibet, Peru kültürünü yansıtan otantik objeler topluyordum. Türkiye’ye döndüğümde iş hayatının yoğun temposuna teslim oldum. Önce tasarımcılık yaptım. Ardından ihracata yöneldim. Uzun yıllar günde 16 saat çalıştım. Yurtdışına çok sık yolculuk yaptığım halde, zamanım tekstil fuarlarında geçiyordu…”İLK YOLCULUK BALİ ADASI’NA1990’larda üst üste gelen ekonomik krizler, yaşadığı yoğun Stres Çelik’in sağlığında kalıcı izler bıraktı. Birkaç yıl arayla iki ağır hastalık kapısını çaldı. Zorlu bir tedavi sürecinden geçti.“Hastalanıp, işlerimi tasfiye edince ilk kez gelecekle ilgili hayallerimi, hayatta gerçekten yapmak istediklerimi düşünecek zaman bulabildim. Yıllardır Hindistan’ı, Bali’yi görmek isterim, birikmiş param var, şu işe bak, göremeden gidiyorum, diye düşündüm. İyileşince çıkacağım gezilerin hayalini kurmaya başladım. Uzun bir liste hazırladım.” Avrupa ve Amerika’yı işgezileri sırasında görmüştü. Doğu’yu, “etnik kültürlerin Müze raflarında durmadığı, yaşadığı” ülkeleri merak ediyordu. Seyahatlerine Hindistan’dan başlayacaktı. Kime bahsetse bu arzusundan, “Çok fakir, pis, aman sakın gitme pişman olursun” cevabını alınca rotasını değiştirdi. 1996’da Bali’ye gitti. “Doğayla uyum içinde yaşayan, sabah uyandıkları için şükretmeye başlayan, daha sonra gün içinde karşılaştıkları her olay için şükreden, otomobilin motoru çalıştığında bile mutlu olan insanlarla karşılaşmak beni çok etkiledi. Güneşin doğuşuna şükretmemiştim hiç. Hayatım bardağın boş tarafına bakmakla geçmişti. Dolu tarafına bakmasını bu geziden sonra öğrendim.”Gezgin merakı bilenerek döndü bu seyahatten. Sonraki yıllarda Keşif turları birbirini izledi. 1975’te aldığı bir kitapla ilgi alanına giren Borabodur Tapınağı’nı görmek için Java Adası’na, orangutanların doğal yaşamına tanık olmak için Sumatra’ya gitti. Kuzey Afrika ülkelerini gezdi, Güney Afrika’yı gördü. “Nepal yolculuğu sırasında renkler ve mistisizmden etkilendiğimi gören gezi arkadaşlarım, mutlaka Hindistan’ı görmelisin, dedi. Temizlik endişemi anlattım. 75 yaşında bir hanım, elinde iyileştiremediği bir yarayla Hindistan’a gittiğini, Varanasi’deki bir yaşlı bilgenin bir damla sıvı damlatarak iyileştirdiğini anlattı…”Çelik’in bir sonraki hedefi belli olmuştu. Varanasi’de ölü yakma ritüellerini izledi, gördüklerini sorguladı: “Mezarlıkların yakınından geçmeye bile korkardım. Avusturya’dayken, ölünün arkasından dostlarının yemekte buluşmasını, hoş anılar anlatmasını çok tuhaf bulurdum, tepki duyardım. Ölüm bir kayıptı, yas tutulmalıydı. Oysa, Varanasi’de şarkılar söyleyerek yakılıyordu ölüler. Aile üyeleri mutlu görünüyor, ağlamıyordu. Çünkü Hindistan’ta her ölüm yeni bir hayata başlangıçtı. Batı’daki ölüm korkusu, Doğu’da reenkarnasyon inancıyla aşılmıştı. Bu sayede şiddetli yoksulluğa, yoksunluğa karşın mutluydular, yüzlerinden tebessüm eksik olmuyordu.”TİBET’TE Çin SÜRPRİZİ Çelik, Tibet’e gitmeye 1990’ların sonunda karar vermişti. Zehra Güngör’ün Milliyet’te yayımlanan Dalai Lama röportajıydı ilk kıvılcımı çakan. Güngör’le buluşup konuştu, izlenimlerini öğrendi. Ardından “Tibet’te Yedi Yıl”ı izledi. “Potala Sarayı’nın temel kazılarında Budistler buldukları her solucanı özenle inşaat sahası dışına çıkarıyor, toprağa bırakıyordu. Bu duyarlılıktan çok etkilendim. Tibet’i ve bu tapınağı mutlaka görmeliydim.” Ancak Çin engelini aşmak kolay değildi. ABD üstünden gitmeyi denedi, uygun sezonu yakalayamadı. Butik çalışan, kültür turlarında uzmanlaşan bir Türk acentesine başvurdu. “Üç yıldır gereken izinleri almak için uğraşıyoruz” cevabını aldı. Aradan birkaç ay geçtikten sonra firmanın beklediği izin çıktı. 1999 sonbaharında Nepal, Butan, Tibet rotasında yola koyuldular.“Tibet’i kavramak için bu rotayı izlemek gerekiyordu. Nepal ve Butan’da hayatımda ilk kez bulutların üstüne çıktım. Öyle bir enerji yüklendim ki, 800 metre yüksekliğindeki bir dağın başındaki Taktsang Manastırı’na yürürken, her gün Spor yapan, kondüsyonu çok iyi bir arkadaşı geçip, ayağımın altında paten varmış gibi zirveye ulaştım. Yüksek irtifadaki Yaşam pratikleri çok ilginçti. Ancak Nepal’in her köşesi hippi doluydu, turistikleşmişti. Zorlukla girdiğimiz Butan, bakir bir ülkeydi. Sarp tepelerdeki tapınaklarda Din adamları dev trompetler üflüyordu. Sessizliğin içinden bu trompetleri her duyduğumda ruhumun bedenimden ayrıldığını hissettim.”Çelik, Tibet’in Lhasa kentine vardığında ise büyüleyici izlenimlerin yerini şok duygusu aldı. Çin işgali, Tibet ruhunu şehirden silmişti. Neyse ki Potala Sarayı’nda aradığından fazlasını bulacaktı: “Uzaktan ilk bakışta haşmetiyle beni çarptı. Yolda karşılaştığımız Tibetliler, arınmak için kilometrelerce öteden geliyordu. Bir ellerinde çaydanlığa konulmuş yak yağı vardı. Geçmişin tapınağı, bugünün müzesi bağış olarak sadece bunu kabul ediyordu çünkü. Diğer ellerinde ise yürürken döndürdükleri dua çemberleri. Her çevirişte duaların havaya savrulduğuna, evrene iyilik saçıldığına inanıyorlardı. 13 katlı, bin odalı, 10 bin ayazmalı yapının görkemi çok etkileyiciydi. Zirveye ulaştığımda çatıdaki semboller dikkatimi çekti. Çevreye daha dikkatli baktığımda, çatılara çakılan motifli pilileri, yüzlerce sembolü, kötülükleri uzaklaştıran bayrakları fark ettim. İstanbul’a dönüşte Tibet simgeleri, tılsımları, renklerinin anlamlarını araştırmaya, bu konuda kaynak toplamaya başladım. Kırmızı mutluluğun, sarı neşenin rengi olarak girdi hayatıma. İnatçılığı unutup, hayatı akışına bırakmanın daha doğru olduğu fikrini benimsedim. Olumlu düşünerek, sorunların çözümüne katkıda bulunabileceğini gördüm. Mükemmelliyetçiliğimden vazgeçtim…”Tibet’te karşılaştığı yılan figürü, yani sonsuz yaşam ve Aşk sembolü üzerine okuma serüveni, birkaç yıl sonra Canan Çelik’in yaşamında yeni bir kapı açtı. Seramik çalışmaya, heykelcikler yapmaya başladı. Tibet ve Uzakdoğu tılsımları, Anadolu’nun kadın tanrıçaları, heykelcik serilerine dönüştü. Bu heykelcikleri açtığı web sayfasında (www.canancelik.com) sergiliyor. Bu arada seyahatlerini sürdürüyor. “Ekonomik kriz nedeniyle hedeflerimi küçültsem de gezilere devam ediyorum. İlk fırsatta Kamboçya’da Angkhor’u, Peru ve Guatemala’yı görmek istiyorum. Sonra Batı uygarlığına dönüp St. Petersburg ve İskandinav ülkelerine gideceğim” diyor.
Potala’nın tılsımlı simgeleri hayatıma yeni bir pencere açtı

nepal tespihi

Hangi Tatil Turu’na Gitmeli Google

Pegasus Kart, sunduğu kampanyalara bir yenisini daha ekledi. Pegasus Kart ile en fazla harcama yapan kart sahipleri her ay ElectroWorld den LCD TV kazanma şansını yakalıyor. Kampanya kapsamında 15 Mayıs-30 Haziran tarihleri arasında kartlarıyla alışveriş yapanlar arasında en çok harcama gerçekleştirenler ödüllerini kazandılar bile. Aynı tarihler arasında en çok harcama yapan ikinci Pegasus Kart sahibi, Electro World den dijital kamera, üçüncü kişi Apple iPod kazandı. Diğer yedi kişiyse Pegasus avayolları ndan gidiş dönüş uçak bileti aldı.Side müziğe doyacak Side Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali 5-12 Eylül tarihleri arasında 9. kez sanatseverlerle buluşuyor. Side turları Belediyesi tarafından düzenlenen festivalin açılışı Apollon Tapınağı nda, Gülsin Onay ın piyano resitaliyle yapılacak. Festival süresince antik Side sokakları her akşam Street Band konseriyle renklenecek. Klasik müzikten caza, rock müzikten halk danslarına kadar birbirinden farklı konser ve gösteriler olacak. Tüm Side sakinleri ve turistlerin ücretsiz katılabileceği konserler, saat 21.00 de başlayacak. ( Tel: 0242 753 16 72)Bayrama özel kampanya Sheraton Çeşme, Şeker Bayramı nda dört gece konaklayan tüm misafirlerine, Kurban Bayramı nda Sheraton Antalya turları da üç gece dört günlük bir tatil seçeneği sunuyor. Kurban Bayramı tatil hediyesinin yanı sıra beş gece konaklayanlara da Viyana, Prag, Milano, Salzburg ya da Roma turları da iki gece üç gün sürecek Avrupa tatili var. Üstelik Avusturya Havayolları yla gidiş dönüş uçak biletleri de otelin hediyesi. Deniz seviyesindeki otel, 1100 ve 700 metrekarelik iki büyük havuza sahip. Ayrıca özel lezzetlere sahip restoranları bulunuyor. Botanica Thermal SPA da 26 bakım ünitesi, iyileştirici termal banyolar, bakım sonrası sauna, buhar banyoları, kar çeşmesi, iki adet kapalı termal havuz, ısıtılmış deniz suyu havuzu ve kişiye özel Thai Botanica süitleri var. ( Tel: 0232 723 12 40)İtalya ve Yunanistan turları a uygun fiyatlı turlar Şeker Bayramı nda Bamtur, alan vergisi ve sigorta dahil, oda başı 60 Euro dan başlayan indirimli tur alternatifleri sunuyor. Bunlardan bazıları şöyle; üç gece bana yeter diyenler için kısa italya turları kaçamakları var. Venedik turları 19-22 Eylül üç gece oda, kahvaltı, konaklama, Milano turları şehir turu dahil 449 Euro. Aşıklar şehri Roma 19-22 Eylül üç gece oda, kahvaltı, konaklama ve outlet turuyla 399 Euro. Venedik&Floransa 19-22 Eylül bir gece Floransa turları da, iki gece Venedik te oda, kahvaltı, konaklama ve Milano şehir turu dahil 449 Euro. Çok gez, çok gör turlarına katılmak isterseniz, Venedik-Floransa-Roma 19-26 Eylül tarihleri arasında iki gece Venedik, iki gece Floransa, üç gece Roma olmak üzere 549 Euro. Uçaktan sıkılanlar için de otobüslü Yunanistan turları düzenleniyor. Selanik, Atina, Kavala ve Kalambaka nın gezildiği turlar tercihe göre üç gece ya da dört gece konaklamalı. 18-19 Eylül hareketle Lux Bamtur otobüsleriyle 239 Euro. ( Tel: 0216 444 01 57)Bayramı oksijen deposunda geçirin Oksijen bakımından dünyanın en iyi ikinci bölgesi olarak gösterilen Altınoluk un yedi kilometre ilerisindeki Fener Mahallesi nde bulunan Beykonağı Otel, sakin bir tatil geçirmek isteyenler için ideal. Mavi bayraklı plajı, denize sıfır konumuyla dikkat çeken otelde ramazan ve bayram dönemi boyunca fiyatlar indirimli. Yarım pansiyon 50 TL, 0-6 yaş çocuklar ücretsiz ve 7-12 yaş arasına yüzde 50 indirim yapılıyor. Otelde sabahları açık büfe kahvaltı, akşamlarıysa Latif Usta nın mönüsü var. Ramazan boyunca sahura özel yemek mönüsü sunuluyor. Mönüde çorba, balık, kırmızı et, sebze, tatlı ve meyve gibi alternatifler mevcut. Hepsi deniz ya da havuz manzaralı olan otel odalarında balkon, klima, televizyon, fön, kablosuz internet bağlantısı bulunuyor. ( Tel: 0266 388 10 02)Bodrum da kaldığınız kadar Uludağ turları da konaklayın 21 Eylül e kadar La Boutique Alkoçlar Bodrum turları da kaldığınız gün sayısı kadar Alkoçlar Otel Uludağ da ücretsiz konaklama fırsatı yakalayabiliyorsunuz. Otel a la carte mönüden seçilecek akşam yemeğini de konaklamaya dahil ederek, bu sezon yarım pansiyon hizmet veriyor. 33 süit odadan oluşuyor. İsteyen genişletilen iskelede güneşlenirken isteyen tatil süresince yelken ve katamaran eğitimi alıyor. ( Tel: 0252 367 19 70)Kardeş Türküler den duyarlılık konseri Gümüşlük Akademisi tarafından, Antik Myndos Kenti nin tahrip olma tehlikesi ve antik kentin modern yapılaşmadan korunmasıyla ilgili duyarlılık yaratmak amacıyla düzenlediği Myndos Umut Konserleri, 4 Eylül akşamı saat 21.30 da, Kardeş Türküler konseriyle son bulacak. Konser Gümüşlük Akademisi nin bahçesindeki amfi- tiyatroda gerçekleşecek. Biletleri, TicketTürk ve yarımadadaki satış noktalarından alabilirsiniz

hangi otele gitmeliramazanda indirim yapan otellerramazanda indirimli otellerramazan indirimi otelucuz pansiyon şeker bayramı bodrumotellerde ramazan indirimlerieylül tatil fırsatlarıramazan indirimi yapan otellerarmutlu tatil köyü bayram kampanyasıotellerde ramazan fırsatı

Duba Tatilinde ne yemeli? Google

Alışveriş merkezleri fast food konusunda çok geniş imkanlar sunarken; otellere ait restaurantlarda zengin deniz ürünleri tercihlerinde bulunabilirsiniz. Hayır ille de Türk yemeği derseniz; Süleyman Abi’nin Jumeirah’da açtığı İstanbul Flowers’da kebaba dair pek çok seçenek mevcut.
Tarihi eski yıllara dayanan kına günümüzde halen popüleritesini korumakta.. Özellikle de Ortadoğu ülkelerinde, Hindistan’da, Afrika ülkelerinde yaygın olarak göze çarpıyor. Bu ülkelerde kına bitkisi sadece süslenmek için değil; ilaç krem yapımı gibi alanlarda da kullanılıyor. Süs amaçlı olarak kına ile yapılan dövmeler ülkeden ülkeye farklı motifler sergilemekte.
Dubai de kına çok yaygındır. Örneğin bir güzellik salonuna gittiğiniz zaman kınadan dövme yaptırabileceğiniz aklınıza gelir miy di? Güzellik salonlarının yanında bir çok turistik mekanda sadece bu işi yapan bayanlar çalışmaktadır. Yaptıkları dövme tam bir işleme. 5 dakika gibi kısa bir sürede ellerinizde adeta çiniden saraylar inşa ediyorlar. Bir kına bu kadar mi estetik olur! Dubai’de kına “Henna” olarak geçiyor. Tek kötü yani 2 haftadan az bir sürede geçmesi.
Birleşik Arap Emirliklerinin 7 emirliğinden en çok konusulanı kuskusuz Dubai. Peki bu kadar konuşulmasının ve tercih edilmesinin nedeni gerçekten ne? Tabiki başarılı tanıtım politikaları. Bundan çok kısa süre önce sadece çöl kumlarından ibaret olan kara parçasi 40 yıl gibi kısa zamanda bir alışveriş ve turizm cenneti haline getirilmis. Ülke yöneticileri, bir gün tükenebileceğini düşündükleri petrol kaynaklarına bağli kalmayıp turizme yönelmeye karar vermişler. Yılda 2 kez gerçekleşen alıveriş festivali dünyanın dört bir yanından meraklısını bu ülkeye çekmeye başarmış gözüküyor. Ülkeye gelen turist sayısı her geçen gün hızla artıyor. Ocak ve Temmuz aylarında gerçeklesen festivaller süresince vitrin fiyatlarında %50-70 arasinda indirimler göze çarpıyor. Peki Dubai de alışveriş nerelerde yapılmalı?
City Center simdilik Dubai nin en Büyük alışveriş merkezi. Simdilik dememin nedeni, ses getirecek bir çok merkez inşası projelerinin var olması. City Center bilinen bir çok markaya ev sahipliği yapıyor, mekan olarak geniş bir alana yayılmış. Elektronikten, tekstil ürünlerine aradığınız her şeyi bu çatı altında bulmanız mümkün.
Dubai nüfusunun Büyük bir kısmını hintliler oluşturmakta Hindistana ait otantik ürünler satın almak isterseniz Karama Center’a mutlaka uğrayın.Gördüğünüzde hepsini satın almak isteyeceğiniz çeşit çeşit Hint kumaşarı, Hindistan ve Dubai ye özgü hediyelik eşyalar, spor mağazaları bu küçük çarşının içinde yer alıyor. Alışveriş merkezlerinde pazarlık mümkün olmamakla birlikte Karama Center da gönül rahatlığı ile pazarlığınızı yapabilirsiniz. Al Fahiti Street Elektronik eşya için bir numaralı mekan.
2 el deniz dubalarıbodrumda nerde ne yemeli en ucuzçeşme altınyunus krem tanıtımıdeniz duba

Avrupanın Tatil sezonunda en yoğun havalimanlarından Paris Google

Charles de GaulleRoissy Havalimanı olarak da bilinen Charles de Gaulle Uluslararası Havalimanı, Fransa’nın ana havalimanı olmasının yanısıra, dünyanın başlıca havacılık merkezlerinden birisidir. Adını 1890-1970 yılları arasında yaşayan Özgür Fransa turları Kuvvetleri’nin lideri ve Beşinci Fransa Cumhuriyeti’nin kurucusu Charles de Gaulle’den almıştır. Roissy yakınlarındaki havalimanı Paris turları‘in 25 kilometre kuzey-doğusunda bulunur.Havalimanının bağlı olduğu RER raylı sistemiyle buradan Paris’in merkezine bir saat içinde 3-4 sefer düzenlenmektedir. Bağlandığı yüksek hızlı ray sistemi TGV ile havalimanından Angers, Avignon, Bordeaux, Grenoble, Le Mans, Lille, Lyon, Marseille, Montpellier, Nantes, Nîmes, Poitiers, Rennes, Toulouse, Tours ve Valence’e gidilebilir. Charles de Gaulle Uluslararası Havalimanı 2006 yılında 56,808,967 yolcu trafiğiyle Londra turları Heathrow Havalimanı’nın ardından (67,530,223 yolcu) Avrupa’nın en işlek ikinci havalimanı olmuştur. Aynı yıl hareket eden uçak sayısına göre ise 541,566 uçakla Avrupa’da birincidir.OrlyOrly havalimanı, Paris’in güneyinde Orly’de bulunmaktadır. Başlangıçta Villeneuve-Orly Airport olarak bilinen Orly Havalimanı, 1932 yılında Paris’in güney kısmında açılmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında Alman Hava Güçlerince kullanılmış, bu nedenle de Kraliyet ve Amerikan Hava Güçleri tarafından bir çok kez bombalanmış ve oldukça zarar görmüştür. Normandiya Çıkartmasının ardından Amerikan Ordusu 9. Hava Gücü tarafından tamir edilen Orly Havalimanı, Ağustos 1944′ten Ekim 1945′e kadar Amerika turları‘nın kontrolü altında kalmıştır. Orly, 1 Ocak 1948′de yeniden ticari kullanıma açıldıysa da, Amerikan Hava Kuvvetleri 1967 yılına kadar havalimanının bir kısmını nakliyat için kullanmaya devam etmiştir.Orly Havalimanı’ndan Avrupa turları şehirlerinin yanısıra, Orta Doğu, Afrika turları ve Karayiplere de uçuşlar düzenlenmektedir. Yaklaşık 15,3 km² alana yayılan havalimanının batı ve güney olmak üzere iki terminali vardır. Havaalanı otobüsleri, otoyollar ve RER B Antony istasyonuna bağlanan otomatik Orlyval metro servisleriyle, havalimanından Paris’in merkezine ulaşılabilir. Orly, A6 otobanına bağlantısı bulunan tek havalimanıdır

avrupada havalimanlarında son durumavrupada sifali sularavrupada tatil adasıavrupanın en yoğun havaalanıkarahayıt özdemir hotelseferihisarda çadır kampları