Ama,Ama >

YILBAŞINA MASAL DİYARINDA GİRİN Google

Madrid, yeni yılı farklı bir coğrafyada kutlamak isteyenlerin ilk tercihleri arasında. İspanya’nın başkenti, yılbaşı zamanı ışıltısıyla masal diyarına dönüşüyor.

Paris in sıra dışı müzeleri Google

Sihirbazlık dersi alabilirsiniz
Paris’in en güzel mahallerinden Marais’deki Müze büyücülük ve sihirbazlığa ışık tutuyor. 16. yüzyıldan kalma, tonozlu bir mahzene kurulmuş. Koleksiyonunda 17. yüzyılda hokkabazların kullandıkları fincanlardan, 19. yüzyılda aletli gösterilerde kullanılan “bilge” otomat makinelere çok sayıda obje bulunuyor. Müzenin “ruhçuluk” vitrininde ise medyumların kullandığı aksesuvarlar sergileniyor: Öbür dünyadan mesajlar aktaran hileli tablolarla, ünlü Macar hokkabaz Houdini’nin kehanet kutusu da objeler arasında. Göz ilüzyonu salonunda ise vücudun testereyle kesilip havada uçtuğu hissini veren mitik kuleler tekniği görülebilir. Müze personelinin çok sempatik olduğunu, yaklaşık 1,5 saat süren turun kısa bir sihirbazlık gösterisiyle süslendiğini de söyleyelim. Butikteki sihirli aynalarla göz yanılmacası üzerine kurulu makineler küçükler gibi büyüklerin de ilgi odağı. Yıl boyunca sihirbazlık dersleri verilen müze çarşamba, cumartesi ve pazar günleri 14.00 – 18.00 arası açık. Giriş yetişkinler için 9, çocuklar içinse 7 Euro. (www.museedelamagie.com)
Domatesler bile nikotinli
Sigara yasağının çok sayıda ülkede yarattığı tartışma şöyle dursun, Paris’in 11’inci bölgesindeki bu küçük müze Sigara severlere adanmış bir minik ada adeta. Farklı kıtalarda ve dönemlerde her türlü “duman içiciliği” üzerine yıllardır çalışan ve konu hakkında bir de antoloji hazırlayan Michka-Tigrane Hadengue çiftinin 2001 yılında açtıkları müzenin ilginç sloganları arasında “Daha az içmek ama daha iyi içmek” de var. Müze koleksiyonunun en önemli parçasını farklı çağlardan ve bölgelerden gelen pipolar oluşturuyor: Afyon pipolarından, ince uzun flaman pipolarına, Çin’den gelme antika su pipolarından, nargilelere yok yok. Tibet çakmakları, kurutulmuş bitkiler için öğütücüler, gizli çekmeceli pipolar, Amazonya kökenli şamanik tütün ruloları… Ünlü desinatör Mister Natural’in vitrinlerdeki desenlerini, 19. yüzyıl tarihli mizahi gravürler, 1900’lerde çok eğlenceli olduğu düşünülen, ağızlarında sigaralarla çocukların görüntülendiği kartpostallar tamamlıyor. Göze çarpan ilginç detaylardan biriyse İsviçre menşeli, kenevirli makarna paketi! Müzede bir de bitki bölümü oluşturulmuş. Kenevir ve haşhaş saksılarının yanı başındaki domatesler göründüğü kadar masum değil: Nikotin içeriyorlar! Girişin 5 Euro olduğu müze pazar ve pazartesi hariç her gün 12.30-19.00 arası açık.(www.museedufumeur.net)
Çocukluğunuzu hatırlatacak
Bu küçük müze, koleksiyoncu Jean-Paul Favand’ın tutkusunun ürünü. 19. yüzyılın şenlik atmosferini yeniden canlandırmak isteyen koleksiyoncu, interaktif gezinin yapılabileceği rengarenk bir dünya yaratmış. Tahta atlara binmeye, piyango oynamaya hakkımız var burada. En eğlenceli oyunsa şüphesiz 1898 tarihli İngiliz atlıkarınca. İlk yapıldığında buharla, ardından elektrikle çalışan sistem bugün, ziyaretçilerin bilek gücüyle dönüyor.Yaldız ve gümüş kaplamanın cıvalı aynalarla karıştığı; Belçika art nouveau, Alman lirik, İngiliz Romantik ve Fransız klasik akımının ürünü çok renkli ahşabın saltanat sürdüğü bir şenlik alanı burası. Üstelik her biri 19. ve 20. yüzyılın büyük isimleri Limonaire Kardeşler, Gustave Bayol, Müller’in elinden çıkma.Müzenin Müzik salonunda şaşırtıcı bir konser: Manivelasının çevrilmesiyle çalışan 1934 yapımı mekanik Kafe orgu, kuyruklu otomatik Piyano ile bir çan önce bir Polka dansı, ardından Çaykovski’nin 2 numaralı valsini çalıyor. Seyircilerse, balmumu mankenler.Girişin yetişkinler için 12,5, çocuklar içinse 4 Euro. Müze, randevu üzerine açılıyor. (www.pavillons-de-bercy.com)
Esrarengiz ritüeller
Gözlerden uzak çalışmayı tercih eden, ritüelleri ve uluslararası bağlantılarıyla her zaman merak konusu olan masonlara ithaf edilen bu müzeye giriş Bedava, haftanın her günü açık. Bina aynı zamanda Avrupa’nın en eski mason grubu “Grand Orient de France”ın merkezi. Müzenin beş bin parçadan oluşan ve 18. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan koleksiyonu, piramit vitrinlerde sergileniyor. El yazmaları, usta önlükleri, madalyalar, mücevherler koleksiyonun parçalarından oluşuyor. Müzenin masonluk, ezoterizm, ruhçuluk ve paranormal olayları konu alan 100 bin eserin yer aldığı bir de kütüphanesi var. Kitapların yanı sıra patentler, diplomalar, ritüel görselleri bu bölümde görülebilir. Müzenin koleksiyonu açık artırmalardan elde edilen yeni objeler ve kişisel bağışlarla her geçen gün genişliyor. Müze duvarlarının birkaç yıldır çağdaş plastik sanatlar alanında çalışanların ürünlerine açıldığını da belirtelim. (www.godf.org/foreign/ uk/musee_uk.html)
İlaçtan ütüye çakma ürünler
Taklit malların dünya pazarındaki oranı yüzde 9’a tırmanır da Parisli üreticiler konunun müzesini yapmaz mı! Hem de taa 1951’de kurulmuş! Taklit mala karşı kurulan ilk Fransız derneği İmalatçılar Birliği’nin açtığı müze, Paris’in en şık köşelerinden birinde, 16. bölgede. Taklitle orijinalin yan yana sergilendiği müzede baş köşeyi lüks mallar tutuyor; Cartier ve Rolex ilk sırada gelenler. Deri çanta, kemer, Parfüm, Mücevher, beyaz eşya, Bilgisayar, DVD, CD, ilaç, oyuncak, kısacası aklınıza gelebilecek her türlü ürün dizaynı ve ambalajıyla neredeyse aynı görünen taklidiyle yan yana. Ünlü peynir markası La Vache Qui Rit bile Polonya, Mısır ve Suudi pazarındaki taklidiyle, “Vache Kiki” ile almış yerini. Müzenin giriş salonunda Roma dönemine ait ilk markalı amfora ile taklidi sergileniyor. Vuitton’un 20. yüzyıldaki taklit çantalarının ve ünlü Fransız heykeltıraş Rodin’in bronz heykellerinin de aralarında olduğu 350 objenin sergilendiği müzedeki gezinizin sonunda, taklitle orijinal arasındaki farkları kafanıza kaydedip, tuzağa düşmemeyi öğreniyorsunuz. Derneğin amacı da bu zaten… Pazartesi dışında her gün 14.00-18.00 arası açık. Giriş 4 Euro. www.unifab.com

D-Marin Didim hizmete açıldı Google

İSTANBUL – Doğuş Grubu’nun Aydın Didim’deki dev yatırımı D-Marin Didim, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenle hizmete açıldı.Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk‘in konuşmasıyla başlayan törende, Şahenk’in ardından Aydın Valisi Hüseyin Avni Coş katılımcılara seslendi.Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Ulaştırma Bakanı Binali Yaıldırım’ın da bir konuşma yaptığı törende, son oalrak kürsüye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çıktı.Başbakan Erdoğan, Didim Yat Limanı’nın açılışında yaptığı konuşmada, ‘demokratik açılım’ çalışmalarına da değinerek, ”Demokratik açılım sürecini çalıştırıyoruz. Açılım başarı ile neticelendiği zaman, bununla beraber at başı yürüyen bilesiniz ki ekonomidir. Demokratik açılımı gerçekleştiğimizde bilesiniz ki Türkiye ekonomisinde de sıçrama yapacaktır” dedi.
Türkiye’nin batısı ile kuzeyi ve güneyinin bir bölümünde yatırımların devam ettiğini anlatan Erdoğan, ”Ama Güneydoğu ve Doğu… Bu bölgelerde maalesef girişimci yatırımda bulunmamışsa, bulunamıyorsa… Oradaki, ne yazık ki demokratik açılımın, istikrarın güvenin olamayışı sebebiyledir. Şunu bilmemiz lazım, para istikrarın ve güvenin olduğu yere gelir. İstikrarın ve güvenin olmadığı yere para gelmez bunu bilmemiz lazım” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, güven ve istikrarla ülkenin 20 yılda buralara geldiğini ifade ederek, gayri safi yurt içi hasılaya ilişkin rakamlar aktardı. ”Bundan sonraki süreçte de durmayacağız, bunu artırarak devam ettireceğiz ama birbirimizi seveceğiz” diyen Erdoğan, bu sağlandığı takdirde Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağını ifade etti. “HİÇ TEREDDÜTÜMÜZ YOK”Erdoğan, Türkiye’nin 3 tarafının denizlerle kaplı olduğunu, ancak sadece bunu konuşmanın bir şey kazandırmadığını, Hükümetleri döneminde bir şeylerin olmaya başladığını anlattı.
Denizcilik meslek yüksekokullarını kurmaya başladıklarını, geçen hafta denizcilik meslek yüksekokulu açılışı gerçekleştirdiklerini belirten Başbakan Erdoğan, ”…Turgutreis’i neyse, Barbaros’u neyse, işte bunları yeniden inşallah bizler de izleyeceğiz. O yolda olacağız. Gerçekten özel sektör yatırımları Türkiye’nin motoru oldu. Türkiye’nin itici gücü oldu. İstikrar ortamı güven ve huzur ortamı bizim kendi yatırımcılarımıza da yeni imkanlar yeni ufuklar açtı. Milletimizle el ele, özel sektörümüzle el ele huzur içinde kardeşlik içinde yarınlara yürümeye devam edeceğiz. Hiç tereddütümüz yok. Şüphemiz kesinlikle yok. Şunu bütün samimiyetimle söylüyorum, Türkiye’yi çok güzel günler bekliyor. Bundan hiç endişeniz olmasın ve bunu hep beraber göreceğiz, birlikte yaşayacağız. Türkiye artık yıllardır özlediği, yıllardır beklediği o günlere kavuşacak. O günler artık bize uzak değil. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum” dedi. BAKANLAR KURULU’NDA DÜZENLEME YAPILACAKYabancı bayraklı Türk gemilerine yönelik yeni bir düzenleme yapacaklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, ”İlk Bakanlar Kurulu’nda yatlara yönelik olarak vergilendirmedeki yapıyı değiştiriyoruz, ama tabii şimdi yeni bir süreci başlatıyoruz. Maalesef ülkemizdeki birçok yat sahiplerinin yabancı bayraklı olarak dolaşmaları vardı. O da doğrusu bizi rahatsız ediyordu. Tanıyoruz biliyoruz ki bu Ahmettir, Mehmet’tir. Arkadaki bayrağa bakıyoruz yabancı bayrak. Şimdi ‘bu bayrakları kaldırın’ diyoruz. Türk bayrağını as ve vergiyi de biz düşürüyoruz. Yabancı denizlerle Türk bayrağıyla dolaş. Bu da Bakanlar Kurulu kararından sonra ciddi bir sıçrama getirecek. Diğer yatlarla ilgili vergilendirmelerde bunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu.ŞAHENK: MARİNALAR KRİTİK ÖNEMDEDoğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Marinacılık, günümüzde hak ettiği önemi yeni yeni kazanmaya başlayan, yaz sektörünü de tetikleyerek gelişen ve geliştiren bir yapıya sahiptir. Bu nedenle fark yaratan marinaların inşa edilmesi, tek bir noktada her türlü deniz ve kara hizmetinin sağlanması kritik önem taşımaktadır.
TOPLAM MALİYET 75 MİLYON DOLARDoğuş Grubu olarak, stratejik konuma sahip ve turizmde iddialı bir merkez olan Didim’de, D-Marin Didim marinayı, zincirin halkalarından biri haline getirmiş olmaktan büyük gurur duyuyoruz. D-Marin Didim marina için çalışmalarımız, 1995 yılında alınan ‘Yap-İşlet-Devret’ modeli ihalesiyle başlamıştır. 1997 imtiyaz sözleşmesi imzalandı ve Ekim 2006’da inşaata başlandı. Toplam yatırım maliyeti, 75 milyon doların üzerinde olan D-Marin Didim marina, 30 aylık bir sürede 500 bin metrekarelik bir alana inşa edilmiştir. Denizde toplam 400, karada 650 olmak üzere toplam 1050 yat kapasitesine sahip olan D-Marin Didim marina, Akdeniz çanağının en büyük bakım ve onarım tesisi olmayı hedeflemektedir. D-Marin Didim marina, bölge ekonomisine büyük katkıda bulunacak ve Didim’e toplam 650 kişilik yeni istihdam olanağı getirecektir. Aynı zamanda ticari ve ekonomik canlılık sağlayacak, tarihi ve kültürel değerlerimizin daha yaygın tanıtılmasına olanak sunacaktır.
“AYHAN ŞAHENK’İN VİZYONUYLA…”D-Marin Didim marina projesiyle Doğuş Grubu olarak, Türkiye turizminin yapı taşlarından olan denizcilik sektörüne Dünya standartlarında bir marina kazandırıyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Doğuş Grubu; kurucumuz, rahmetli babamız Ayhan Şahenk’in vizyonuyla turizm sektöründe faaliyet göstermeye başladığı 1976 yılından bugüne yatırımlarını sürdürmektedir. Bugün, Otel ve Tatil köylerinin yanında marina yapım ve işletmesinde memleketimize yaraşır bir hizmet sağlamak üzere çaba gösteriyoruz. Bu alanda edindiğimiz tecrübeyi memleketimizin bir hizmetkârı olarak Doğu Akdeniz çanağında diğer ülkelerde de kullanarak bu ülkenin insanın neler yapabileceğini bölgemizde göstermek niyetindeyiz.
Hükümetimizin bize gösterdiği destek ve son 7 yılda önümüzü açan yaklaşımıyla Türk bayrağını gururla yurtdışında dalgalandırmak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Ben bir kez daha devlet büyüklerimize teşekkürü bir borç biliyorum.
İşte bu inanç ve destekle, Dalmaçya’nın gözde turizm ortaklarıyla Amerikan ve Hırvat ortaklarımızla Mandalina Marina’nın genişletme ve işletme anlaşmalarını imzaladık. Hırvatistan’da yeni marina yatırımı olanaklarını da hızla değerlendiriyoruz. Port Göcek marinasının D-Marin bünyesine katılması konusunda da prensip anlaşması yaptık.
DALAMAN-MARİN MÜJDESİAllah izin verirse, bu yıl Dalaman-Marin inşaasına da başlayacağız. Doğuş Grubu olarak, kurumsal vizyonumuz çerçevesindeki çalışmalarımızda yarın için ekonomik ve sosyal projeleri desteklemeye özen gösteriyoruz.
Bu noktada bir konuyu vurgulamak istiyorum; biz bu ülkenin ekonomisine, insanına ve geleceğine güveniyoruz. Dünyadaki koşullar ne kadar zor olursa olsun, bu ülke kendi ortak aklı ve hükümetimizin ürettiği politikalar sayesinde moral gücümüzü en yüksek seviyede tutarak, yeni yatırımlar yaratmaya gayret gösteriyoruz.
Böyle bir projeyi gerçekleştirmemiz için bizlerden değerli yardımlarını esirgemeyen başta Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım ve Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay ve diğer tüm resmi makanların yöneticilerine teşekkürü borç biliyorum.
D-Marin Didim hizmete açıldı
karamanmaraş marina havuzunu gösterdidim marina oteldidimde eleman arayan otelleraydın ilinde havuzlu otellereleman arayan kuşadası otellerien son açilan yalova daki marinadmarin didim otelkarasu aqua park marinkarasu yeni acılan aquaparkmanisadan didime hangi otobüs ile gidebilirim

Deniz Tatilcileri : Boat Show 21-26 ekimde Google

NTSR Fuarcılık`ın düzenlediği İstanbul turları Boat Show`un bu yıl ilk kez denizde düzenlenecek olması, boyları 58 metreye ulaşan mega yatların sergilenmesine de olanak sağlayacak. 200`den fazla firmanın yaklaşık 600 marka ile ürün ve hizmetlerini sergileyeceği fuarda, mega yatların yanısıra boyları 3 metreden 30 metreye kadar değişen yerli üretim ve ithal yatlar, tekne malzemeleri, aksesuar ve hizmet sağlayan firmalar yer alacak. İstanbul Boat Show`a 50 bini aşkın yerli ve yabancının gezmesi bekleniyor. NTSR Fuarcılık Genel Müdürü Serkan Tığlıoğlu da fuara ilişkin değerlendirmesinde, son yıllarda Doğu Avrupa, Doğu Akdeniz turları ve Orta Doğu turları bölgelerinde, yat ve tekne endüstrisinde güçlü bir rekabet oluştuğunu ve Türkiye`nin bu rekabette öne geçmesini sağlayacak avantajlara sahip olduğunu ifade etti. İstanbul Boat Show`un bu yıl ilk kez denizde düzenlenecek olmasının mega yatların sergilenmesine olanak sağlayacağını kaydeden Tığlıoğlu, şöyle konuştu: “Bugün Avrupa`nın pek çok önemli fuarı kapalı alanlarda sıkışıp kalmış durumda. Buralarda en fazla 20 metrelik tekneler sergilenebiliyor. Oysa biz, MARINTURK İstanbul City Port`da yat ve tekne endüstrisinin premium ürünleri olan mega yatları sergileyebileceğiz. Türkiye mega yat üretiminde dünya liderleri arasında yer alıyor. Bugün herkes bu süper teknelerimizi biliyor ama ülkemizde başka tekneler de üretiliyor. Çevre ülkelerden mega yatları görmek için fuara gelen, en üst düzeyde satın alma gücüne sahip tekne meraklılarının yat ve tekne endüstrimiz için büyük bir potansiyel sağlayacağını düşünüyorum. Böylece mega yatların rekabet gücünü, tüm endüstriye yayacağız.” Hedeflerinin dünyada ilk üç arasında yer alacak olan İstanbul Boat Show ile ihracata katkı sağlamak olduğunu bildiren Tığlıoğlu, parasal büyüklüğü 4 milyar dolara ulaşan ve yılda yaklaşık 2,5 milyar dolar düzeyinde ihracat geliri sağlayan Türk yat ve tekne endüstrisinin ihracatının da artmasına destek sağlayacaklarını ifade etti

Doğada hayatta kalmanın yolları Google

BÖLGE DEĞERLENDİRMESİNİ İYİ YAPINDağlar: Üzerinde ağaç yetişmeyen dağlarda barınak bulmak zordur. Kayaların, kar ve buzların yamaçlardan yuvarlanma ve havanın ani değişme riski vardır. Ilıman iklimli ormanlık bölge: Ormanda ölü ağaçların üzerinize düşme tehlikesi vardır. Karşınızda yaban domuzu çıkabilir. Barınak kurmak için bol malzeme ve yiyecek bulabilirsiniz ama hareket imkanı zordur. Savana: Su bulunması çok önemlidir. Düzlük alanlarda otoburları avlayan yırtıcı hayvanlar tehlikeli olabilir. Sahil ve deniz: Denizi hafife almayın. Gelgit bölgelerinde düz kumluk alanlarda yol almak, iç bölgelerin kum tepeleri ve dağlık arazilerinden çok daha kolay olur.HAVAYI DEĞERLENDİRMEYİ BİLİNBulutlar ne kadar yüksekteyse hava o kadar güzel olacak ve ani değişim yaşanmayacak demektir. Fırtına bulutları genellikle yeryüzüne yakın mesafede büyük kümeler halinde hareket eder. Bulutlar yeryüzüne çok yaklaştığındaysa sis meydana gelir. Geceleri gökyüzünün kırmızı olması iyi havayı işaret eder. Şafak vaktinde gökyüzünün kırmızı bir renk olması havada çok fazla nem olduğunu gösterir. Güneş ışınları bulutlardan yansıyarak kırmızı rengi oluşturur. Bu, fırtınanın yaklaştığının habercidir. Hayvanlar bütün hava hareketlerine sebep olan hava basıncı değişimini hisseder. Bir fırtına ya da kar yaklaşıyorsa normalde yüksek irtifada yaşayan çoğu otçul hayvan, düzlüklere iner. Eğer yağış üzerinize doğru geliyorsa çevrenizdeki kozalaklar havadaki nemi emerek kapanır.PUSULANIZI KAYBETTİYSENİZ YENİSİNİ YAPINEğer demir içeren bir metal parçası serbest bırakılırsa kuzey-güney eksenini gösterene kadar sallanacaktır. Metal, Dünyanın manyetik alanından etkilendiği için ekseni bulur. Bundan yararlanarak kendi pusulanızı yapabilirsiniz. Bunun için: Bir iğneyi ipekten bir bez parçasına sürekli olarak aynı yöne doğru sürtün. Bu, statik elektrik yüklenmesine neden olur. Su dolu bir kapta uzun, yassı bir yaprak yüzdürün ve iğneyi üzerine yerleştirin. İğne, kuzey-güney eksenini gösterecektir. İğne durduğunda, diğer işaretlere (güneşin doğudan doğup batıdan batması, Kutup Yıldızı) bakarak kuzey yönünü belirleyin ve işaretleyin. Bundan sonra düzeneği pusula olarak kullanabilirsiniz.DEREDEN KOLAY GEÇMENİN YOLLARITek başınıza geniş bir dereden geçeceksiniz uzun bir sopa bulun. Sopayı önünüze dayayın ve ayaklarınızı çapraz yönde öne doğru hareket ettirerek ilerleyin. Ayaklarınızı sürüyerek kısa adımlar atın. Eğer birkaç kişiyseniz sudan birbirinize sarılarak geçebilirsiniz. Kollarınızı birbirinizin boynuna sıkıca dolayın ve ayak bileklerinden öne doğru eğilin. En formda olan kişi akıntıyı sırtlamalı ve ilk hareketi vermeli. Diğerleri de onun düşmesini engelleyecek şekilde destek olmalı. Bu, sığ ama hızlı akıntıda etkilidir. Sıra halinde de geçebilirsiniz. Örneğin kol kola girmiş üç kişiden en güçlü olanı akıntıya doğru ilerlerken diğerleri dengeyi sağlar. ORMAN GEÇMEK ZOR İŞOrmanlar böcekleri, zor yürüme şartları nedeniyle pek de cennet gibi yerler değildir. Önlemlerinizi almanız şart: Ormanda kolay kuruyabilen, hafif ve dayanıklı kıyafetler giyilmeli. Soğuk geceler için ince de olsa bir kazak şart. Sık bitkileri kesmek için bir palanız olsun. Böceğe karşı gömleğinizin kollarını asla kaplamayın. Ayrıca yüz, boyun ve ellerinize mutlaka böceksavar sürün. Yırtıcı hayvanlardan sıtma bulaşabileceği için mutlaka aşı olun ya da sıtma ilacı alın.
Doğada hayatta kalmanın yolları
dogada hotelVahşi Doğada hayatta kalmanın yolları

Benelux brüksel turları Google

Benelux Parlamentosu (orjinali için Arası İstişare Konseyi olarak) 1955 yılında kuruldu anılacaktır. This parliamentary assembly is composed of 21 members of the Dutch parliament, 21 members of the Belgian national and regional parliaments, and 7 me Belçika ulusal ve bölgesel parlamentoların 21 üye 21 üye, ve oluşur Lüksemburgca meclis 7 üye. The treaty establishing the Benelux turları Economic Union ( Benelux Economische Unie/Union Économique Benelux ) was signed on February 3 , 1958 and came into force in 1960 to promote the free movement of workers , capital , services , and goods in the region. Antlaşma Benelüks Ekonomik Birliği’nin kurulması (Benelux Economische Unie / Birliği économique Benelux) Şubat 3 tarihinde, 1.958 imzalandı ve yürürlüğe 1960 yılında işçiler, sermayenin, hizmetlerin serbest dolaşımı teşvik geldi ve mal region. Its secretariat-general is located in Brussels . Onun sekreteryası Genel Brüksel turları‘de bulunur. The unification of the law of the three Benelux countries is mainly achieved by regulations of its Council of Ministers, that only bind the three states, but are not directly applicable in their internal legal orders. Üç Benelüks ülkeleri hukukun birleşmesi esas olan Bakanlar Kurulu, yalnızca bağlama üç ülke, ama doğrudan kendi iç yasal siparişlerde geçerli değildir yönetmeliklerine sağlanır. There is also a large number of Benelux conventions in a wide range of subject matters. [ 3 ] Ayrıca konuların geniş bir alanda Benelüks sözleşmelerin büyük bir sayıdır

holiday centerholiday center izmirholiday center turizmholiday center turholiday center tour izmirholiday center izmir benelüks turuholiday center benelux şikayetlerbenelux turlarien ucuz benelux ülkeleri turlarıbrükselde randevu evleri

Turizmde yeni trend, doğal tatil Google

Son zamanlara kadar tatil denilince akla beş yıldızlı oteller gelirdi. Bu otellerin nerede olduğuna, denize yakınlığına, konforuna, yemeklerine kısacası yıldızlarına bakılırdı. Bu yüzden önce ‘beş yıldızlı’ sonra ‘ultra’ en sonunda ‘ultra lüks’ oteller açıldıAncak şimdi turizmde yeni bir trend başladı. Artık insanlar otellerin kaç yıldızlı olduğundan ya da imkânlarından çok, doğal yaşama uygunluğuna bakıyor. Bu durum yeni bir turizm anlayışını beraberinde getirdi: Organik turizm. Tatilciler, konforlu ama sade, temiz ve gösterişsiz otelleri tercih ederken, isterlerse sabahları kalkıp kahvaltıları için domates, salatalık ve biberlerini bahçeden kendileri topluyor. Eskiden tatil için gidilecek otelin nerede olduğuna, denize yakınlığına, konforuna ve vaat ettiği eğlence imkânlarına bakılırdı. Artık birçok kişi için bu beklentilerin ötesinde bir arayış var. Şimdi otellerin kaç yıldızlı olduğu ve imkânlarından çok, çevreye karşı duyarlılığına yani organik olup olmadığına bakılıyor. Sadece tatilciler değil, konferans ve toplantı yapacak olan şirketler, vakıf ve dernekler de çevreye karşı duyarlı otelleri tercih ediyor. Bu durum yeni bir turizm anlayışını beraberinde getirdi; organik turizm. Avrupa’da eko veya bio turizm olarak da biliniyor. Genel anlamıyla ‘tabiata yakın turizm’ olarak açıklanabilir. Dünyada organik otel ve organik tatil köylerinin sayısı giderek artıyor. Sadece italya turları‘da 200′den fazla organik otel var. isviçre turları ve Almanya turları Alpleri organik otel cenneti oldu. Bu otellerin özelliği 5 yıldızlı otel konforuna sahip olmaları. Diğerlerinden farkı ise salçasından içeceğine, kullandığı eşyalardan çevreye gösterdiği duyarlılığa kadar pek çok özelliğe sahip olması. Mesela plastik eşyaları az kullanıyorlar. Şampuanları plastik şişede değil, cam şişede sunuyorlar. Odalardaki kağıt mendiller plastik poşete değil, bir kâğıda sarılıyor ve iple bağlanıyor. Yatak çarşaflarının, perdelerin vs. organik ipliklerden yapılmış olmasına özen gösteriyorlar. Atıkları arıtıyorlar. Su ve enerji kullanımına dikkat ediyorlar, israftan kaçınıyorlar. Organik turizmin gelecekte çok fazla talep göreceğini fark eden işadamları bu alana yatırım yapmaya çoktan başladı. Gün geçmiyor ki gazetelerde organik otel açacağını ilan eden bir işadamının haberi yayınlanmasın. Ege ve Akdeniz turları‘den birçok otel sertifikası olmamasına rağmen tanıtımlarında organik ibaresini kullanıyor. Türkiye’de bu konuda başıboşluk yaşanırken, Avrupa’da bio oteller için özel kanunlar ve bu otelleri denetleyen kurumlar var. Etik ve Çevresel Sertifikasyon Enstitüsü (ICEA) bunlardan biri. Kurumun Türkiye temsilciliğini yapan Ramazan Aydın, literatürdeki adıyla eko turizmin geleceğinin parlak olduğunu söylüyor. Avrupa’da organik otellere verilen ‘bio otel’ sertifikasını Türkiye’de yalnızca bir tesis aldı. Yeşil yaprak şeklinde amblemi olan Yalova turları Armutlu’daki Thuya Otel. Sahibi sosyolog Tülay Andiç, İstanbul turları‘a yakın olduğu için 15 yıl önce aldığı çiftliği şimdi otel olarak işletiyor. Önceden ailecek organik beslenmek amacıyla yetiştirdikleri sebze ve meyveleri şimdi müşterileriyle yiyorlar. İsteyen bahçe veya tarladan yiyeceklerini kendi elleriyle toplayabiliyor. Ata binebiliyor, doğa yürüyüşleri ve gezileri yapabiliyor. Andiç, Yalova ve Armutlu’nun organik tarım yapılan özel bir bölge olduğunu ve burada organik otellerin sayısının artacağını söylüyor. Bu konuda istekli olanlara yerel yönetimlerin de yoğun desteği var. ‘Organik, kırsal ve agro eko turizm’in birbirinden farkı Organik turizmle, ‘kırsal turizm ve agro eko turizm’ kavramları birbirine karıştırılıyor. Doğal veya organik kelimeleri turizmle bir araya gelince, akla köy evinde veya bir çiftlikte geçirilecek tatil geliyor. Fakat organik tatil veya bio otel bunlardan tamamen bağımsız bir kavram. Tarlada çalışmak, bahçeden sebze meyve toplamak isteyenler için agro eko turizm (tarla-çiftlik turizmi), köyde veya dağda vaktini geçirmek isteyenler için kırsal turizm anlayışı gelişti. Organik turizmde ise bildiğimiz bol yıldızlı otel hizmeti veriliyor. Ama menüsünden kullanılan eşyalara ve çevreye gösterdiği duyarlılığa kadar her şeyi organik olan oteller akla gelmeli. *** Uluslararası turizm şirketi Skal’ın Dünya Başkanı Hülya Aslantaş: Organik turizm, otellerin tasarruf etmesini sağlıyor “Organik turizmi, tabiata yakın turizm olarak tanımlayabiliriz. Dünya Turizm Örgütü (DTÖ) ’sorumlu turizm’ diyor. İklim değişikliklerinin yaşandığı, hastalıkların ve çevre kirliliğinin arttığı bu dönemde insanlar daha bilinçlendi. İnsanlar sağlığı için doğal beslenmek ve doğal bir ortamda tatil yapmak istiyor. Çevreye duyarlı yerlere gitmek istiyorlar. Şimdilerde bu çok yaygın bir istek. Kongreler için bile bio oteller tercih ediliyor. Türkiye’de böyle oteller henüz yok. Zaten dünyadaki bio otellerin de bir standardizasyonu yok. Çalışmalar var ama daha belli değil. Otellere yıldız verir gibi yeşil yıldız verilmeli. Organik tatil anlayışı aslında turizmcilerin işine geliyor. Çünkü çevreye karşı duyarlı davranmak tasarruf etmelerini sağlayacak.” *** Küçük Oteller Kitabı’nın editörü Mutlu Tönbekici: Etin ağaçta yetiştiğini düşünen çocuklar var “Organik tatil, organik ürünler üreten çiftliklerin aynı zamanda konaklama imkanı sunmasıyla ortaya çıkan bir kavram. Kalanlar hem meyve ve sebzelerin nasıl üretildiğine tanık oluyor, hem isterlerse üretime katkıda bulunuyorlar hem de bu meyve sebzelerden yapılan yemek, yağ, sabun gibi ürünleri tüketiyorlar. İşin başı “organik ürün” yani. Etin ağaçta falan yetiştiğini sanan yeni nesil için elzem bir tatil anlayışı. En azından ruh sağlığımıza bir faydası var: “Zehirleniyoruz… Eyvah zehirleniyoruz” endişesini bir haftalığına yok eder ki az bir yarar değil. Ben çoğalmalarını çok isterim. Ancak ‘organik, ekolojik, eko tatil’ gibi kavramlar da suiistimale açık. Koyun gübresiyle biber yetiştiren herkes organik tarım yaptığını iddia ediyor. Yanına iki de kulübe ekleyince oluyor sana çakma eko tatil. Halbuki ciddi bir iş. Sertifikalar önemli. Ama daha önemlisi felsefesi. Türkiye’de bu kavramın içini doldurabilen çok güzel yerler var. Fethiye turları‘ye bağlı Yanıklar köyündeki ‘Pastoral Vadi’ bu tarzın benim gördüğüm en güzel ve başarılı örneği. Sahibi Ahmet Kizen. Mimar. Hayatı boyunca böyle bir çiftlik otel hayali kurmuş ve sonunda nefis bir doğa parçasında bunu yapmış. Çiftliğin ana teması doğallık. Kerpiç veya ahşap evlerde kalınıyor. Hiçbir yerde plastik yok. Dekorasyon basit ve samimi. Pekmezden zeytinyağına hepsi göz önünde üretiliyor.” *** TUROB Başkanı Timur Bayındır: Otellerin yıldızları yeşerecek “İnsanlar gıda ürünlerinin organik olmasına önem veriyor, çevreyi kirletmek istemiyorlar. Bu da organik tatil kavramını ortaya çıkardı. Oteller çevreye karşı duyarlı oluyor. Daha az deterjan, su tüketiliyor. Bunu da müşteriyle birlikte yapıyorlar. Müşterinin isteğine göre yatak çarşaflarını, havlularını her gün değil de 2-3 günde bir değiştiriyorlar. ‘Eğer havlunuz her gün değişsin istiyorsanız buraya asın’ uyarısında bulunuyorlar. Bu otellere ekolojik otel diyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla ortak yaptığımız bir çalışma var. Daha neticelenmedi. Bu çalışma bitince otellerin kaç yıldızı varsa bunların ne kadarı yeşilse ona göre yıldızları yeşil yapacağız.”
1 haftalığına kiralık ev erdekorganik sebze ve meyve kullanan otellerpolis evi tatil yerleri hepsisatılık dairesi bahceli evler sahibindensatılık tarla yozgattatil kiralık ev günlük fiyat dogaltrend otel aksaray teltrend otel bodrumtülay andiçtürkiyede doga tatil yerleri

Mısır Google

Eğer kim sahilde bütün gün yatıyordu seviyor ortak turist değil, Ama aynı zamanda onu ziyaret etmek için bazı çok iyi nedenleri vardır. Biri biri en iyi dalış noktaları dünya ve Seyahat çöle unutulmaz bir maceradır. Sina Yarımadası uzaktaki ıssız bir dağ aralığıdır. Kayalık dağların derin mavi denizden düz bir çöl şerit ile ayrıldı vardır. Çölün Bu kombinasyon ve deniz inanılmaz bir manzara ve farklı bir gezegende olduğuna inanıyoruz yapar. Yaklaşık 40 yıl önce, Sharm el-Sheikh, küçük bir balıkçı köyü şey yaklaşık 100 bedevi vatandaşların idi. Zaman Sina İsrail Sharm el tarafından işgal edildi-Şeyh bir turizm yarımadanın diğer (gibi) geliştirmeye başladı. İsrailliler tahliye Sina iki ülke arasında bir barış anlaşması imzalanması aşağıdaki. Beri 1.980 Mısırlılar nerede İsrailliler sol Şarm gelişimine devam etmektedir’s. Şarm’s 100 bir kalabalık nüfusu 10.000 dönüştü. Artık güzel bir gezinti, bir Hard Rock Cafe, üzerinde Mısır turları en modern hastane ve böylece biridir

Sharm Holiday nasıl yorumlar

Viyana tatili haziranda şenlenir Google

Viyana Avrupa’nın tam ortasında, ulaşılması çok kolay, masalsı, sakin bir şehir. Yılda üç kez gittiğim olmuştur. Derdinizi, tasanızı unutup kendinize zaman ayırabilirsiniz. Sürekli yaşamak, değişiklikten hoşlananlara sıkıcı gelebilir. Ama klasik zevki, kalite, sakinlik ve huzuru arayanlar için bir cennet. Kentin her mevsimde farklı bir yüzü var. Benim seçimim ilkbahar, yaz başı. O zaman Viyana turları rengarenk , cıvıl cıvıl. Heurige adı verilen şarap tadım evleri, yaz başında bahçelerinde yeni mahsul şarapları sunuyor. Tadım evleri şehir merkezine otomobille 30 dakika mesafede, Grinsing ve Neustift bölgelerinde. Grinsing’de Beethoven’in yaşadığı evin hemen karşısındaki Mayer am Pfarrplatz çok eğlenceli bir mekan. Bahçesi geniş, yemekler iyi. En son keşfim Neustift’deki Fuhrgassl-Huber. Yemek çeşitleri, özellikle et ve av etleri mönüsü zengin. Haziran başında yeni mahsul şarap çıktığında, tadım evlerinde ziyafetler, eğlenceler düzenlenir. Müzik grupları eşliğinde polkalar, Avusturya halk şarkıları söylenir.Anlattıklarımdan şehrin sadece baharda güzel olduğunu çıkarmayın! Kışın da başka güzel. Yine de bence Viyana’ya gitmek için tercih edilecek en doğru zaman İlkbahar, yaz ve sonbahar olmalı. Klasik müzik ve sanatsal faaliyetlerden hoşlananlar için de bu zaman çok önemli. Zira her yıl mayısın ikinci haftasından itibaren Viyana sanat haftaları (Wienerfestwochen) başlıyor. Bunu kaçıranlar üzülmesin, Viyana’ya üç saat mesafedeki Salzburg’un festivali ağustosta. PARKLAR RENKLENDİViyana, mayıstan eylüle rengarenk. Tüm park ve bahçelerdeki çiçekler açıyor. Zaten bakımlı bir şehir, tüm saray bahçelerinin ve parkların titizlikle bakımı yapılıyor. Kara ikliminin etkisiyle hava temmuz, ağustos aylarında bazen bunaltıcı olabiliyor. Buna karşılık havanın kuru olması bir avantaj. Yazın Viyana’da saray, müze ve katedralleri gezmek iyi seçenek. Çünkü hem inşa ediliş biçimlerinden dolayı hem de soğutucular kullanıldığından oldukça havadar. Sıcaklığı pek hissetmezsiniz. Ayrıca parklar ve kafeler de hem dinlenmek için hem de keyif için yazları ideal olabilir. Viyana’nın kafeleri başlıbaşına bir kültürdür. Mutlaka görmek lazım. Bazıları sadece pastane gibi. Kimisi pub gibi, çok küçük bir bölümü bizim kahvehanelere benziyor. En eskisi Cafe Havelka, bizim gençliğimizde şehrin vazgeçilmez buluşma merkeziydi. Şimdilerde güncelliğini yitirdi. Sadece kahve çeşitleri var. Müşteri profili değişmeye başladı. Bence en güzel kafe, Cafe Demel. Yaz, kış çok güzel. Ama yer bulmak çok zor. Merkezdeki Graben bölgesinde. Özellikle pastaları muhteşem… (Kara orman pastasını, yani Schwarzwälder Kirschtorte’yi kesinlikle tavsiye ederim.) Rathausplatz’a (Belediye Meydanı) 5 dakikalık yürüme mesafesindeki Café Landtmann da kafe olmakla birlikte çok leziz yemekleri de var.SARAYLARI, MÜZELERİ GEZMEDEN DÖNMEYİNKentin en önemli sarayı Hofburg. Tümünü gezmeniz için bir gün yetmeyebilir. Franz Josef ve Kraliçe Elizabeth’in yaşadığı saray özenle korunuyor. Büyüklüğü, mimarisi büyüleyici. Bir başka saray, kent merkezine 10 kilometre uzaklıktaki Schloss Schönnbrunn. Hofburg’un minyatürü gibi. Geçmişte yazlık saray olarak kullanılmış. Bahçesi geniş, rengarenk, çiçekli. Turistik rotanın vazgeçilmezi Spanische Reitschule (İspanyol Binicilik Okulu), Hofburg’dan yürüme mesafesinde. Hafta sonunda gösteri düzenleniyor. Çok güzel, ancak kısa sürüyor ve çok pahalı, tavsiye etmem. Hafta arası antrenmanı izlemenizi öneririm.Viyana Operası (Staatsoper) Kärtner’in başında. İmkanınız varsa, akşam gidip opera veya konser izleyin. Yapının iç mimarisi, akustiği mükemmel. Dilerseniz gündüz turlarıyla gezebilirsiniz. Kentte konser izlemeyi düşünüyorsanız, biletinizi yola çıkmadan, internetten alın. Schloss Belvedere Sarayı şimdilerde sanat galerisi. İç bahçesi muhteşem. Klimt’in daimi sergisinin yanı sıra Kokoshka, Egon Schiele gibi ünlü Avusturyalı ressamların uzun süreli sergileri düzenleniyor. Rathaus ve Rathausplatz (Belediye ve Belediye Meydanı) görmeye değer. Belediye binasının meydanı yazın çok hareketli. Açık hava sergileri düzenleniyor. Modern sanatla ilgileniyorsanız MAK keyifli bir müze. Kafesinin yemekleri güzel. Leopold Museum Museumsquartier de çok rahat gezilebilen, sanat meraklılarının mutlaka uğradığı bir müze. Hundertwasserhaus’un çok güzel bir avlusu var. İçindeki restoranda, şnitzel tatmanızı öneririm. Viyana bir dünya şehri, her türlü yemek bulunuyor. Ama gerçek Avusturya işi şnitzel yemek istiyorsanız Fieglmüller’e uğrayın. Domuz, dana ve tavuk seçeneği sunuluyor. Şarap mahzenlerinde de farklı et yemeklerinin tadına bakmanızda yarar var. Gerçek Avusturya mutfağını Plachutta’da bulacaksınız. Bu restoranın kentte üç şubesi bulunuyor. Türk işadamı Atilla Doğudan’ın sahip olduğu, şehrin en güzel yerindeki Do&Co restoran Viyana’nın en iyi lezzet adresleri arasında

antalya villa viyanaviyana temmuz ağustos yazviyana kaç saatte gidilirviyana kac saat suruyorVİYANA HAZİRAN AYI İKLİMİviyana bodrumsharm el sheikh temmuz ağusto hava sıcaklığısalzburg VİYANA mesafeizmir viyana kaç saat sürüyorBODRUM HAZİRANDA KAÇ PARA TATİL

Akdeniz çanağı kriz darbesi yedi Google

TÜRKİYE’de ekonominin lokomotifleri arasında yer alan Turizm sektörü, krizden en az darbeyi alarak, 26 milyon turist ve 21 milyar dolarlık gelir hedefine ulaşmayı başardı. Dünya turizmi ve turizmdeki rakipler İspanya, Yunanistan ve Portekiz’de kriz darbesi yerken, Türkiye bu zor yılda da büyümesini sürdürdü. Kriz ve domuz gribinden etkilenmemeyi başaran Türk turizm sektörü, 2010 yılı için de yüzde 10’luk büyüme hedefi koydu. Krizin ardından 28 milyon turist çekmeyi hedefleyen sektör, gelir ve kârlılığını da artırma isteğinde. Türkiye’ye bu yıl 26 milyon turist gelirken, gelecek yıl için 28 milyon kişi hedefi konuldu.Hedef geliri artırmakTürkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Ahmet Barut, dünya şartlarına göre Türkiye’de turizmin 2009’da iyi geçtiğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı: “Gelir düşük olsa da sayılar tutturuldu. Rakipler yüzde 10 küçülürken bizim potansiyelimizi korumamız başarı oldu. En ağır krizde bile Türk turizminin iyi performans göstermesi sağlam temeller üzerine oturduğunu gösteriyor. Son yıllarda çift haneli büyüdük, 2009 ve 2010’da bu büyümeler olmayacak ama küçülme de olmuyor. Bu yıl 26 milyon turist çektik. 2010’da asıl hedef geliri ve kârlılığı artırmak.”Konaklamaya yasal dayanakCirosal olarak 21 milyar dolar hedefine ulaşıldığını ve gelecek yıl kişi sayısından çok gelir artışı planlandığını kaydeden Barut, şöyle konuştu: “Turist sayısında da 28 milyonu aşarız. Asıl odaklanmamız gereken gelir. Önemli pazarlardan olan Rusya’da, 2010’da ekonomik krizin etkisi azalacak. Daha iyi fiyata çok harcama yapan turist gelebilir. Ayrıca turizmde konaklama sektörünün yasal bir dayanağı olmasını istiyoruz. Artık geldiğimiz noktada büyük hedefleri olan turizm ülkesinde sektörün aktörlerinin ağırlığına göre temsil edildiği yasal düzenleme gerekiyor.”Kültür başkenti avantajı iyi değerlendirilmeli TÜRKİYE Seyahat Acenteleri Birliği(TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, 2009’un çok iyi geçtiğini ve dünyada turizm daralırken Türkiye’de yüzde 2.4 büyüme yaşandığını kaydederek, şunları dile getirdi: “Hedef, 2010’da yüzde 10 büyümek. Domuz Gribi ve krize karşın Türk turizmi büyümeyi başardı. Tedbirlerle büyümeyi sürdürdük. Sektörde Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) azaltılması ve KDV’nin de eski haline döndürülmesini istiyoruz. Turizmci ihracatçı sayılmalı. Türkiye turizmde sadece kum, güneşten ibaret değil. Turizmde sunulacak ürün çeşidini çoğaltmaya çalışıyoruz. Gastronomi, Sağlık, bakım, termal ve en önemlisi İstanbul’da kongre gibi turizm çeşitlerini iyi değerlendirmeye çalışıyoruz. İstanbul’un 2010’da kültür başkenti olması avantaj yaratacak.”Havada 77 milyon yolcu taşındıTÜRKİYE Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği (TÖSHİD) Genel Sekreteri Musa Alioğlu,havacılığın 2009’u toplamda 8 milyar dolarlık hacimle geride bırakacağını söyledi. 2010 yılındaki performansın Petrol fiyatlarıyla çok bağlantılı olduğunu kaydeden Alioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl zor şartlara karşın yüzde 3-5 büyüme yaşandı. THY ve özel havayolu şirketleri 77 milyon yolcu taşıdı. Gelecek yıl 85 milyon yolcu taşıma hedefi var. Türkiye’de 294 uçak filosu var. Gelecek yılın nisan ayında bu sayı 300’ü geçecek. Ama sektöre Avrupa ile rekabet edecek bazı kolaylıklar sağlanmalı, Türk sivil havacılık sektörünün biraz kollanması gerekiyor.”En çok turist Almanya’danTürkiye dünya turizm pazarında yüzde 2.4, Avrupa turizm pazarında ise yüzde 4.5 paya sahip.Turist sayısı ve Döviz gelirlerindeki artış hızıyla dünyadaki en büyük 20’nci, turist girişinde 7’nci, gelirde de 9’uncu sırada.Bakanlık ile belediye belgeli yatak sayısı bu yılın sonunda 1 milyon 2 bine, 2010 sonunda ise 1 milyon 50 bine ulaşacak. Ocak-ekim döneminde Türkiye’yi en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Almanya 4 milyon 38 bin 566 ile birinci, Rusya 2 milyon 581 bin 244 ile ikinci, İngiltere 2 milyon 337 bin 902 kişiyle üçüncü sırada yer aldı.Anadolu 6 milyon turist çektiANADOLU Turizm İşletmecileri Derneği (ATİD) Başkanı Seçim Aydın, turizmin diğer sektörlere göre ekonomik krizden etkilenmediğini aktararak, şu değerlendirmeyi yaptı: “Turist sayısı ve turizm geliri olarak yüzde 5-6’lık Kayıp var. Bu 2010’da daha iyi olacak. Tanıtıma ağırlık verilirse 2010 yılının çok daha iyi geçeceğini tahmin ediyorum. Anadolu’daki artış dikkati çekecek boyutlarda. Gelecek yıl Anadolu’ya ciddi talep olacak. 2009’da gelen turist sayısı altı milyonun üzerine çıktı. Bunun daha da yükselmesini bekliyoruz. Bunda hem kültür, hem yayla turlarının büyük etkisi var. Termal tesislerin de yatak kapasitesi yükseldi.”